Materyalizm Çarpıtması
“karaciğer nasıl öd sıvısı salgılıyorsa, insan beyni de düşünce salgılar” ( Karl Vogt, alıntılıyan Komünizm Pusuda ) Harun Yahya bu alıntıyı yaptıktan sonra bu düşünceyi 21. yüzyıl Materyalistlerine mal ediyor.
Öyleyse biz de sizi birer berkeley olarak görelim. Ancak bu size değil bize zarar verir. Biz bu şekilde ancak idealizmin “değişim” sürecini yakalayamadığımızı ortaya koymuş oluruz. Nasıl ki siz materyalizmin gelişimini yakalayamadıysanız(!) Diyalektik Materyalizm ile materyalizmin Marks’a kadar olan süreçteki gelişimi birbirine karıştırılmamalıdır. Kaldı ki her materyalistin söylediği bütün materyalistleri bağlamaz, ve her materyalistin yazdığı da her zaman doğru olacak diye bir şey yoktur. Bu gün doğru olan yarın yanlış olabilir. Bu bilimin ilkelerinden biridir. Harun Yahya’nın bu konuda uzmanlaşmış anti-komünistleri bunu çok iyi bilirler. Fakat biz Marks’ın Karl Vogt hakkında söylediklerini ve onun üzerine yazmış olduğu makaleye atıfta bulunarak Engels’in “Karl Marx” isimli makalesinden şu alıntıyı yapalım :
” [ Karl Marx ] Bu vesileyle, o sıralarda Louis-Napoléon’un hizmetinde olan ve, prens Napoléon’un (Plon-Plon) yönergeleri üzerine, Almanya’nın ikinci imparatorluk karşısındaki yansızlığı, hatta yakınlığı için ajitasyon yapan Herr Karl Vogt’a saldırma zorunda da kaldı. Vogt’un kendisine karşı üstüste yığdığı en alçakça ve bile bile uydurulmuş karaçalmaları, Marx, düzmece demokratlar emperyalist çetesi Vogt’ları ve hempalarının maskelerini çıkardığı, ve dolaysız ve dolaylı kanıtlar aracıyla, Vogt’un ikinci imparatorluk tarafından satın alınmış bulunduğunu gösterdiği bir yapıt olan Herr Vogt (Londra 1860) ile yanıtladı. Vogt’un ikinci imparatorluk tarafından gerçekten satın alınmış bulunduğu da, on yıl sonra ortaya çıktı; Bonaparte’dan para alanların 1879′te, Tuileries’de bulunan ve Eylül hükümeti tarafından yayınlanan listesinde, V harfinde şöyle yazıyordu: ‘Vogt – 1859 Ağustosunda… 40.000 Frank.’ “
Ayrıca aşağıdaki alıntı ile Engels’in materyalizmin gelişimini nasıl incelediğini görebiliriz :
“Geçtiğimiz yüzyılın materyalizmi her şeyden çok mekanikçi idi, çünkü bu çağda, bütün doğa bilimleri arasında yalnız mekanik ve henüz ancak —yeryüzündeki ve gökyüzündeki— katı cisimlerin mekaniği, kısaca, yerçekimi mekaniği, belli bir olgunlaşma durumuna ulaşmıştı. Kimya, henüz çocuksu, filojistik biçimiyle vardı. Biyoloji, henüz kundaktan çıkmamıştı; bitkisel ve hayvansal organizmalar ancak kabaca incelenebilmişti ve ancak salt mekanik nedenlerle açıklanıyorlardı; Descartes için hayvan nasıl bir makine ise, 18. yüzyılın materyalistlerine göre de insan öyle bir makineydi. Mekanik yasaların da elbette ki işlediği, etkili olduğu, ama daha üst sıradan yasalarca daha geri plana atıldıkları kimyasal ve organik yapıdaki olaylara da yalnız tek başına mekaniğin uygulanması, klasik Fransız materyalizminin özgül, ama o dönem için kaçınılmaz darlıklarından biridir.”
Kısacası 21. Yüzyıl materyalizmi ne 18. yüzyıl materyalizmine ne de 17. yüzyıl materyalizmine benzemektedir. Bilimin gelişimi ile birlikte Materyalizm değişmiş ve Marks’ın ifade ettiği şekliyle Diyalektik Materyalizm olarak, bu gün karşımızda durmaktadır. Marks’ın materyalizmine başka şeyler yüklemek son derece saçmadır. Düşünebiliyor musunuz Marks’tan bahsederken Karl Vogt’tan alıntı yapabilmektedir. Çarpıtmanında böylesine pes doğrusu…
Tags: diyalektik materyalizm, engels, friedrich engels, karl marks, karl marx, karl vogt, marks, materyalizm
You can comment below, or link to this permanent URL from your own site.